DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
MEVLÜT KALELİ
MEVLÜT KALELİ
Giriş Tarihi : 14-01-2021 11:06

BİR GARİP ÖLMÜŞ DİYELER...

Turgut, orta boylu gözü kara, sert bakışlı, pek gülmeyen bir gençti...

Hayata başına gelenler, aslında onda gülecek mecal bırakmamıştı.

Okul çevresinde de pek arkadaşı yoktu...

Sadece lise yıllarında kimya öğretmeni İkram Beyin sayesinde Ocakla tanışmış, teşkilatın gençleri ile bir kaç kez muhabet etmişti...     Turgut bu Ocaklı gençleri çok sevmişti...

Hepsinin Vatan diye, İslâm diye, Turan diye, esir Türkler diye dertlendikleri, büyük idealleri kocaman sevdaları vardı...

Bir de altından kalkamadıklar büyük büyük dertleri vardı...

Turgut da onlara yakınlaşmaya başlamış, bu gençleri sevmişti...

Zaman zaman o da bu gençler gibi büyük hayaller kurup hülyalara dalıyor, ama çabuk uyanıyordu...

Çünkü onun daha büyük dertleri sorumlulukları vardı.
Şimdilik bu ülkülere hizmet edecek taakkati de imkanı da yoktu. O bu gençlerden birşeyler öğrenip davaya hizmeti ileriki yıllara bırakmıştı...

Evde yatalak babasından ve yaşlı annesinden başka kimsesi yoktu...

Annesi babasına bakıyor Turgut dışarda her işte çalışarak evin ihtiyaçlarını karşılıyordu...

Liseyi zor bela 1976 yılında bitirmiş, üniversite sınavlarına da girmişti...

Ama nasıl okuyacak bunu bilmiyordu...

Annesi Sabire Hatun okuması için yalvarıyor, "ben çorap örerim, temizliğe giderim, sana para yollarım. Yeterki sen oku oğul" diyordu...

"Okuda bari sen kurtul, iyi bir doktor ol, oğul" diyor, da başka da bir şey demiyor du...

Kimya ögretmeni İkram bey, ondaki üstün zeka ve yeteneği görmüş özel ilgileniyor, tıp okuması için teşvik ediyordu...

Yıl 1976 haziran ayında Üniversite sınav sonuçları açıklanmıştı...

Turgut da Hacettepe Tıp fakultesini kazanmıştı...

Sevinsin mi?
Üzülsün mü?
Bilmiyor du...

Babası, o kadar sevinmişti ki, yatalak olmasına ragmen "oğlum ben seni okutacağım" diyordu...

"Okuyacak doktor olacak beni sen iyi edeceksin, mutlaka okumalısın" diyordu...

Turgut babasına "nasıl okuyacağım ?" dedi...

Babası "babamdan yadigar tek mülküm üç dönüm lük tarlayı satacak, seni okutacağım." diyordu...

Turgut itiraz etti...
İki göz bu evden ve o tarladan başka, hiç bir şeyleri yoktu...
Ancak babası kararlı idi "gerekiyorsa evi de satarım." diyordu...

Tarla çok hızlı satılmıştı. Çünkü; leş bekleyen çakallar gibi, sota da sinmiş bekleyen tarla komşuları hemen almaya hazırdı...

Turgut bu paradan kayıt ve kendi acil ihtiyaçları için çok az bir miktar para aldı...

Kalanını annesinin adına bankaya yatırdı...

Turgut Hacettepe üniversitesine kaydını yaptırmış...

Ocakta tanıştığı teşkilattın başkanı Şapkalı agabeyinin referansı ile Site ( Atatürk) Öğrenci yurduna da kaydını yaptırmıştı...

Hem okuyor, hem çalışıyordu...

Derslerden fırsat buldukça İnşaatlarda amelelik yaparak ailesine yük olmadan kendini idare ediyordu...

Tarlanın parası, babasının bakımına ve evin ihtiyaçlarına ancak yeterdi...
O mezun oluncaya kadar yetmeyeceğini biliyordu...

Amelelik ten artırdığını da annesine gönderiyordu...

Turgut onurlu, dik duruşlu mert bir Anadolu genciydi...

Bu sıkıntılar arasında iki yıl geçmişti...
Bu arada Ülkücü Teşkilat seminerlerine katılmış Site Yurdunda sevilen bir ÜLKÜCÜ olmuştu...

Zeki, mütevazı, gariban ama çalışkan bir insandı...

Derslerde problem yoktu. Ancak öğrenci olayları 1978 yıllında Ankara da hareketlenmişti...

Hacettepe Kominist militanların kontrolüne geçmiş zaman zaman olaylar çikmaya başlamıştı...

Turgut da sinifta ve dısarda tacize uğramaya başlamıştı...

Memleketteki yatalak babasını ve annesini düşünüyor, kimseyle dalaşmak kavga etmek istemiyordu...

Ancak 1978 in karlı bir mart günü, Sıhiye yönünden gelen bir gurup öğrenci ile Hacettepe öğrenci yurtlarından çıkan başka bir grup ögrencinin çatışması sonucu iki ögrenci vurularak ölüyordu...

Bu olay üzerine Site Yurdunu basan Polder'e mensup polisler, Yurtta kalan 4 Hacettepeli ögrenciyle birlikte Turgutu da göz altına alıyordu...

Olayın tv ve radyolarda duyulması sanıklar arasında   Turgut un isminin okunması, yatalak babasını kalp krizinden vefaat etmesine sepep oluyordu...

Annesi Sabire hatun yapa yalniz kalmıştı...
Oğlu cezaevinde, kocası kara toprak altındaydı, hayat arkadaşı ölmüştü...
Artık kimsesi yoktu...
Tarlanın parası bitmek üzereydi...
Ama Oğluna da yardım etmeliydi...

Turgut C5 deki sorguda, filistin askısında 10. Günüydü...
C5 in işkenceci zebanileri bütün hayvani duygularını Turgut üzerinde merhametsizce tatmin ediyorlardı...

Sorgu, işkence, yargı derken 2 yıl geçmiş hüküm 36 yıl hapis cezası...

Bu arada teşkilat ve yurt arkadaşları yardım etsede polder li polislerin hazırladığı tezgahı bozamamışlardı...
Hükmü aldığı yıl 12 Eylül 1980 darbesinin gerçekleşmesi Turgutun tamamen sahipsiz yalnız ve kimsesiz kalmasına neden muştu...
Darbenin akabinde tanıdığı tüm arkadaşları bir şekilde ya tutuklanmış ya yurt dışına çıkmış yada kendi canı başı derdine düşüp Turgutu aramaz olmuşlardı...
Turgut un anne si Sabire hatun da kime, nereye nasıl gideceğini bilemiyor, gittikçe o da halsiz güçsüz düşüyor du...
Artık hiç parası da yoktu...
Kuzusu Turgut'a da cezaevine para gönderemiyordu...
Tek çaresi, başını soktuğu iki göz evi satmak oğluna para göndermek kendine kiralık bir yer ayarlamak tı...
Başını soktuğu yuvasını cüzzi bir paraya sattı...
Bu arada Turgut ceza evine gireli 4 yıl olmuş Hükmü aldıktan sonra Ankara Ulucanlar cezaevinden, Amasya E Tipi Kapalı cezaevine nakledilmişti...
Artık ihtilalin de etkisi ile Turgut için il il cezaevlerini gezmek rutin, işkenceler normal olmuştu...
Her gittiği ceza evi isyanlarla çalkalanıyor o da bu isyanlarda sürgün üstüne sürgün yiyor sicili bozuluyordu...
Artık idarenin gözünde sakıncalı mahkum isyankar bir asi olmuştu...
O nunda disardaki annesini düşünmekten psikolojisi bozulmuş dengesini artık kaybetmişti...
Ankara, Amasya, Kırşehir, Urfa, Van, cezaevi derken en beteri Diyarbakır cezaevi onun dunyadaki tek varlığı anasını kaybetmesine neden olmustu...

Sabire hatun, gözünün nuru biricik oglu Turgutun peşinde il il cezaevlerin de gezmeye başlamış, zaten cok cüzzi olan parası tükenmiş bu arada sağlığı da bozulmustu...
Bu nasil bir kaderdi?
Nasıl bir çileydi ?
Ama asla, Allaha isyan etmiyor Turguta güçsüz, aciz  görünmek onu üzmek istemiyordu...
En son oglunu görmeyeli bir yil olmuştu...
Diyarbakır cezaevine görüşe gidiyordu...
Sevinçliydi, kuzusu nu görecek kokusunu alacak mutlu olacaktı...
Yavrusu demir parmaklıklar arkasına düşeli 7 yıl olmuştu...
Yıllardan 1985 aylardan nisan dı...
Bahar geliyordu ama görüş kapısı açıldığında kış kıyamet çığ altinda kalmıştı. Sabire ananın o güzel oglu turgut iskenceden tanınmaz halde idi...
Turgut zayıflamış ancak suratı yara bere halde dim dik anasına gülümsüyor, pek gulmeyen turgut sanki anasına ben cok rahatim, mutluyum demek ister gibi, ayakta zor ama dimdik duruyordu...

Turgut ayakta dimdik anasina gülümserken, sabire ananın bir anda dizlerinin bağı çözülmüş sanki deprem olmuş da gökdelenler yıkılırmış gibi yere yığılmıştı...
Gardiyanlar koşarak sabire anayı görüş kafesinden dışarı çıkarmışlar, Turgut donmuş heykel gibi kala kalmıştı...
Kitlenmiş, konuşmuyor, yüzünde ki gülücük öylece duruyordu...
O hala can anasını bekliyor, gelince onu aciz görsün istemiyordu...
Ne kadar sonra bilmiyordu...

İki gardiyan gelipde sadece  "başın sağolsun" dediklerinde...

İşte o zaman herşey bitti...
Sanki 9 şiddetinde bir deprem bütün köklerini koparıp koca bir çınar gibi Turgutu devrdi...

Kaç gun kaç vakit hatirlamiyor du...
Uyandığında anasının Diyarbakır kimsesizler mezarlığına görüldüğünü öğrendi...

Şimdi Turgut hem öksüz hem yetim hemde bu koca dünyada kimsesiz yapayalnız kalmıştı...

Dışarda kimsesi yoktu...
İçerde de kimsesi yoktu...
Onu hatırlayan soran da yoktu...
Adeta dunyada unutulmuştu...

Turgut, Annesinin Diyarbakır cezaevinde vefatından sonra, 15 yıl daha ceza evlerinde cile çekti kimseyle konuşmadı...
Kimse onu aramadı sormadı...
O da kimseye haber salmadı...
Zaten haber salacakta kimsesi yoktu...

Turgut toplamda 22 yıl da 13 ceza evi gezdi...
Bu 13 şehirin hiçbirinin kent meydanını görmedi...
Ankarada başlayan çile, Amasya, Kırşehir, Urfa, Van, Diyarbakır, Tokat, Bursa, Sinop, Edirne, Samsun, Antalya, Çanakkale cezaevi derken artık çile bitiyor tahliye oluyordu...
Bu cezaevlerinin en beteri Diyarbakır cezaevi onun diri diri gömülmesine neden olmustu...

Turgut bu 13 şehirde 22 iki yıl geçirmişti ama hiçbirinin kent meydanında bir bardak çayı yudumlayama mış  hic birini tanımıyordu...

20 yaşında bir çileli yola girmiş olayı dahi unutmuş simdi 42 YAŞINDA canlı ceset olmustu...

Ona bu kaderi çizen Polderli polisler, C5 in zebanileri, kominist militan savcı ve hakimler acaba hiç vicdanlarına sormuşlarmıydı?
Biz  kaç Turgutu diri diri canlı ceset ettik..?
Kaç sabire anayı kuzusunun gözleri önünde can verdir dik diye?
Zannetmiyorum, akıllarına bile gelmemiştir...

Turgut şimdi tahliye olacak, ismi Çanakkale cezaevinden tahliye edilecekler arasında okunacak...

TURGUT HİÇ KONUŞMUYOR, İÇİNDEN "KEŞKE HİÇ ZİNDANDAN ÇIKMAZ OLAYDIM" DİYOR...

TURGUT, tahliye olacağı gün hiçte sevinemiyordu. Onu dışarda hiç bekleyen yoktu. Öksüzdü zindanda gördüğü işkencenin acısına dayanamayan annesi de hakkın rahmetine kavuşmuştu. 
Mezarı Diyarbakırda kimsesizler mezarlığında acaba bulabilecek miydi...

Birden irkildi...
Anası aklına geldi... 
Ne akraba, ne kardeş ne arkadaş...
Hic biri yoktu...
Ama birden irkildi bir amacı vardı artık...
Sadece anasının mezarını bulmak için tahliye olmalı idi...

Ama cebinde de beş kuruşu yoktu...
Yıllarca devletin verdiği karavanayla idare etmiş... Arkadaşlarının verdiği elbiselerle idare etmişti...

Tahliyesi okundu ve elindeki şeker çuvalından, kaput torba içindeki üç Bes parça giyecekle idarede işlemleri yapıldı...

Nizamiyeden dışarı cıktı...
Ayakları gitmiyor, dizleri titriyor, yürüyemiyordu...
Tel örgülerden çıkınca yola baktı...
Karşıdan karşıya geçemedi, yol boştu...
Yol çok tenha olmasına rağmen o korkuyordu....
Elindeki bez torbayı hapishane duvarının kenarına koydu ve üzerine düşer gibi çöküp oturd...

Cezaevinin önüne başka tahliye olacakların yakınları gelmişti...
Heyecanla sevinçle bekliyorlardı. Dışarı çıkan koşup yakınlarına sarılıp kucaklaşıyorlar dı...

Turgut, onlara baktı ve derin bir iç geçirip boynunu büktü...

Nizamiye kapısındaki nöbetçi jandarma yanına geldi...

Burada durmasının yasak olduğunu gitmesini söyledi.
Çaresizlik içinde torbasını omuzuna attı ve yol kenarından yavaş yavaş yalpalayarak yürümeye başladı...

Hava kararmıştı ve otogarda bekledi durdu...
Çanakkale Diyarbakır acaba kaç km idi..?
Ne kadar paraya götürürlerdi..?

Çaresizce çevresine baktı yutkun du...
Açtı, ama birşey yemek istemiyordu...
Torbasını omzuna atıp otogardan cıktı...
Çanakkale sokaklarında yürüyordu...
Kendini deniz kenarında iskelede buldu...
Boğazın karşısında bir mehmetçik, "Dur yolcu..." diyordu...
Sanki onun gidecek bir yeri varmış gibi...
Hayatında ilk defa deniz görüyordu ve boğazın karşısındaki Mehmetçik çok heybetli gorünüyordu...
Uzaktan denizi ve altında "Dur yolcu..." yazan eli tufekli ufka bakan mehmetçiği ve denizi seyretti...
Yorulmuştu, hayatında hiç bu kadar yürümemişti...
Altina torbasını alıp kıyıya oturup çevresine baktı...
Boşa heba olan hayatı, babası, annesi aklına geldi ve gözlerinden yaşlar akmaya başladı...
Elinin tersi ile silerek derin bir ic geçirip denizden gelen nemli havayı derin derin içine çekti...

Karşıdan kendisine doğru gelen ailenin cocuğu kendisine üzülerek baktı...
Turgut ilk defa annesine son kez gülümsediği gibi çocuğa gülümsedi... 

Çocuk koşarak Turguta yaklaştı...

Annesi çocuğu azarladı: "Bırak dilenciye acımaya!" dedi...
Turgut yutkundu, yaşlı gözlerle çocuğa baktı ve bir kez daha yıkildı ve hüngür hüngür ağladı...

Orada ne kadar ağladığını oturduğunu bilmiyordu...

Omuzuna bir el dokununca kendine geldi...

Geleni tanımıştı...
Daha önce birlikte yattıkları koğuşundan ayakçılık yapan balıkçı Hasan idi...

Balıkçı Hasan "Geçmiş olsun ağabey, gideceğin yer yoksa benim fakirhaneme misafir olursun." dedi...

TURGUT cok az konuşur, ama cok gururluydu, teşekkür etti redetti ancak, balıkçı hasan ın, ısrarına dayanamadı...
Birlikte Balıkçı Hasanın barakası na gittiler...

"Ağabey sen siyasisin, bizler sizlere göre makbul insanlar değiliz, gerçi toplumda bizi sevmez ama şu anda sen yeni çıktın, benim imkanım var sana yardımcı olmak istiyorum, paran var mı?" diye sordu...

Turgut, başını öne eğdi. Geç vakte kadar sohbet ettiler, Aslında balıkçı anlattı, Turgut dinledi...
Balıkçi uyanıktı, "Ağabey, Çanakkale de sizin adamlar var, istersen onlara götüreyim seni yardımcı olurlar" dedi...

TURGUT ANLAMSIZCA BAKTI...

HALA TEŞKİLAT ÜLKÜCÜLÜK YAŞIYORMUY DU?

O ZAMAN NEDEN CEZA EVİNDE UNUTULMUŞTU..?

Belki de kendi susarak kendini unutturmuştu...

Turgut ta Cezaevine girmeden önceki gönüldaşlık ruhu birden canlandı...
Balıkçıya uyarak, birlikte Ülkücülüğüyle ünlü işadamı olmuş birisinin yanına gittiler...

Turgut susuyordu...
Balıkçı, Turgutun durumunu Ülkücü iş adamına anlattı ve adam : "Şimdi işim var yarın bana uğrayın" dedi ve yanlarından hızla uzaklaştı...

Turgutun  omuzları düşmüş, gözleri buglanmıstı... 
Suskunluğu bir kat daha arttı...
Turgut hapishaneden çıkalı bir sene olmuştu...
Annesinin mezarını bulmuş hasret gidermiş kokusunu içine çekmişti...
Bu bir yılda ac kalmış sokakta yatmış ama kimseye avuç açmamıştı...
Sonunda başını sokacak bir kulübe, karnını doyuracak kadar bir ücretle bir inşaatta bekçisi olmustu...
Dışarda partileri yeniden teşkilatlanmış, güçlenmiş, ocaklar açılmıştı...
Turgutda kendini toparlamış, artık bu dunyaya tutunmaya karar vermisti...

Hangisine gitse : "Sen hapisten yeni çıktın, bir müddet teşkilata uğrama, zararın olur" dediler...

Bu tavır, Turgutu bir kez daha yıktı ve ümitlerini hayallerini oldürdü bütün ümitleri de suya düşmüştü...

Sokaklarda yattı, bazen günlük iş buldu hamallık yaptı, haldeki tezgahların altına girdi ve oradaki sebzelerin üzerine örtülen çadırların arasına kıvrılarak uzandı...

Turgut'un ciğerleri iflas etmişti, ne hastaneye ne de doktora gidebildi...
Artık günü birlik yaşıyordu...

Teneke ve naylondan meydana getirdiği sığınağına geldi, Yağmur yağmış ve çok ıslanmıştı, kartonlardan yaptığı yatağına uzandı...

Üzerinde bir sıcaklık vardı, yavaş yavaş bütün vücudunu kaplamıştı o sıcaklık, Turgut artık sızılarını hissetmiyordu...
Çocukluğu gencliği, kimya ogretmeni Ikram bey, annesi, en son cezaevi aklına geldi...
Yusufiye dedi...
Sabır dedi...
Şükür dedi...

Arkadaşları ve Üniversiteye başladığında memlekette aşık olduğu komşu kızını hatırladı...
Saçları kıvır kıvır sap sarıydı...Yüzünü tatlı bir gülümseme aldı...
Sonra kendi sini doktor yapmak icin tarlasını satan babasını hatırlamaya çalıştı...
Ve Annesi tekrat geldi aklına... Gülümsüyordu...
Turgut artık üşümüyor, ağrı sızı hissetmiyordu...
Günler sonra barakanın yanından gecen insanlar ağır bir koku hissetti ve belediyeyi aradılar...
Turgutu gördüler...
VE BİR GARİP ÖLMÜŞ DEDİLER...
RUHUNA EL FATİHA DEYİP...
SOĞUK SU İLE YUDU LAR...
YUSUFİYE Lİ TURGUTU KİMSESİZLER MEZARLIĞINA GÖMDÜLER...
RUHU ŞAD...MEKANI CENNET OLSUN...

MEVLÜT KALELİ

NELER SÖYLENDİ?
@
ezicisimu 3 hafta önce
http://mewkid.net/when-is-xuxlya3/ - Buy Amoxicillin Online <a href="http://mewkid.net/when-is-xuxlya3/">Buy Amoxicillin Online Without Prescription</a> rdo.olfz.67mercekgazetesi.com.bpu.qn http://mewkid.net/when-is-xuxlya3/
uwopizin 3 hafta önce
http://mewkid.net/when-is-xuxlya3/ - Amoxicillin 500mg Capsules <a href="http://mewkid.net/when-is-xuxlya3/">Amoxicillin 500 Mg</a> ltl.rlec.67mercekgazetesi.com.ywr.gy http://mewkid.net/when-is-xuxlya3/
oyeakido 3 hafta önce
http://mewkid.net/when-is-xuxlya3/ - Amoxicillin 500mg <a href="http://mewkid.net/when-is-xuxlya3/">Amoxicillin Online</a> eqz.guxi.67mercekgazetesi.com.fwv.ij http://mewkid.net/when-is-xuxlya3/
irimeone 3 hafta önce
http://mewkid.net/when-is-xuxlya3/ - Amoxicillin No Prescription <a href="http://mewkid.net/when-is-xuxlya3/">Amoxicillin 500 Mg Dosage</a> etz.rpyd.67mercekgazetesi.com.cja.dd http://mewkid.net/when-is-xuxlya3/
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
escord gaziantep eskor gaziantep ataköy esc kayseri escor ataşehir escor kuşadası bayan partner istanbul bayan partner kayseri bayan partner bayan esc beylikdüzü esc bayan bakırköy kızlar kartal merkez esc merkez esc bayan